Ekim Nazım Kaya ile Girişimcilik

Girişimci, yazar, mühendis, sektörel yayıncı ve çok daha fazlası: Ekim Nazım Kaya… New York Madison Square Park‘ta girişimcilikte başarıyı nelerin getireceğine dair bugüne kadar öğrendiklerini samimi açıklamalarıyla VenturesZone’a anlattı! Bu söyleşimizi sakın kaçırmayın! İyi seyirler…

Kısaca Ekim Nazım Kaya kimdir?

1977 İstanbul doğumluyum. İstanbul teknik üniversitesi elektrik mühendisliğinden mezun oldum. Üniversite öğrencilik hayatım boyunca sürekli çalıştım. Dolayısıyla okulu uzatma pahasına iş hayatıyla ilgili pek çok şeyi öğrenme şansım oldu. Sonra da ben başkası için çalışamıyorum bunu fark ettim. Son işimde o kadar sıkılmaya başlamıştım ki artık kendi bir girişim vardı o zaman ödevim.com, mesai saatinde onunla uğraşır hale gelmiştim. 2005 yılından bahsediyoruz dolayısıyla oradan istifa edip sadece kendi projelerime odaklandım ve o gün bu gündür girişimciyim. Aslında çocukluktan beri girişimci olduğum söylenebilir çünkü ilk hatırladığım hatıra da girişimciliğe ilişkin, ilkokulda bakkaldan sakız, çikolata alıp onun önünde hemen onları satmaya çalışmaktı. Biraz kanımda da var. Bilmiyorum ailemden geliyor olabilir.

İlk profesyonel girişiminiz Botego mu?

Değil, aslında üniversite sırasında pek çok proje denedim ama onlar biraz hobi projeleri gibiydi. Para kazananlar oldu ama hiçbir zaman şirket kurmamıştım. Dediğim gibi aslında ilkokula gidiyor. İlkokul 5. Sınıfta 4. Sınıfta okuyan bir arkadaşıma Anadolu Liselerine hazırlık dersi vermeye çalışmıştım. Botego’dan önce bir dergi var, aile şirketi o yüzden girişimcilik denmeyebilir. İletişim teknolojilerine yönelik tele.com.tr dergisinin yayın yönetmeniyim. Ama Botego en uzun süreli olanı oldu.

Botego nedir? Ne iş yapar?

Türkçe dil işleme teknolojisi üreterek başladık. Aslında en sık kullanılan en temel ürünümüz sorulara webde veya mobil cihazlarda yanıt verebilen bir yazılım. Çağrı merkezlerini destekleyen bir ürün olarak kullanılıyor veya müşterilerimizin daha çok kurumsal web sitelerinde onların müşterilerinin sorularını cevaplıyor. Dolayısıyla bir iletişim ve müşteri hizmetleri kanalı diyebiliriz. Çağrı merkezinde kullanan müşterilerimiz var. İnsan, bilgisayar etkileşimini daha insansı hale getiren bir yazılım genel olarak.

Botego’yu kurma fikri nasıl oluştu. Kaç kişi kurdunuz?

Botego orijinal bir fikir değil aslında yurt dışında uygulamaları var. Ama Türkçe’de yapmak bunu zorlu bir iş ve biz iki kişi başladık bu işe ve şu anda 7 kişi İstanbul 3 kişi New York’ta olmak üzere 10 kişiyiz. Çok basit olarak başladık ve hiçbir gerçek teknoloji yoktu arkasında. Soru ile cevapları editörlerin öngörüp bunları veritabanına girmesi şeklinde hızlı üretmek için basit başladık. Daha sonra TÜBİTAK ve TEYDEP destekleriyle bunun akademik arka planı olan bir proje haline getirdik. Dil işleme boyutu aslında o evreden sonra devreye girdi. Bir kullanıcının girdisini işleyip, söylenen şeyi anlama ve en uygun yanıtı verme teknolojisini aslında şirketin 2. yılında üretmiş olduk.

Botego neden başarılı oldu?

Başarı somut, sabit bir nokta olmadığı için benim ve ekibin hedefleri sürekli ilerlediğinden o noktaya gelmiş hissetmiyoruz hiçbir zaman kendimizi. Geçen gün yazdığım bir yazıda söylediğim şey; başarılı olduğunuzu düşünüyorsanız bunu fark etmenin en kolay yolu birkaç yıl önceki maillerinizi okumak. Ne basit şeylerle ne kadar çok zaman kaybetmişim, ne kadar az şeye razı olmuşum diyorsanız bir ilerleme var demektir. Ama bunun da sonu yok birkaç yıl sonra da bu yılki halinize aynı şeyi demeniz gerekiyor. Ben çağrı merkezinde başladım üniversite okurken ve üniversite öğrencisiyken o iş için hepimiz fazla nitelikliydik ve çok sıkıcı bir işti. Aslında hep aynı sorular geliyor ve insanlarımız okumayı sevmediği için hemen telefona sarılıp soru soruyor. Çağrı merkezinin istihkam yaratmasıyla övünen açıklamalar gördüm aslında bence utanç verici olmalı. İnsanlar daha değerli işlerde değerlendirilmeliler. Tabi ki bir miktar zorunluluk, insanlar karşısında birini görmek istiyor ama bir yere kadar bunu otomasyona bağlayabiliyorsak yapabilmek lazım. Biz o otomasyonu yerine getirebildiğimizi düşünüyoruz.

YourBot ne yapar? Amacı nedir?

YourBot birkaç yıllık bir hayal aslında. Botego’nun hep kurumsal müşterileri oldu ve biz bireyselde ne yapabiliriz diye düşünürken insanları temsil eden birer onların dijital personasını yapsak nasıl olur fikri gündeme geldi. Bu şu şekilde basitleştirilebilirdi mesela siz bir tatile gittiğinizde veya askerdeyken sizin yerinize WhatsApp’da cevap veren bir karakter ama bu çok fazla değer üretmek olmazdı diye düşündük ve fikri değiştirdik. Bu hayattan neler öğrendin, deneyimlerin neler? Bu soruları yanıtlayan bir hale geldi. Aynı olayları yaşayan insanlar farklı dersler çıkartıyor ve bunlar değerli, insanlar deneyim elde etmek için bedel ödüyorlar. Bunun sonraki kuşaklara aktarmanın aracı haline getirebilsek dedik ve bu vakıf fikriyle destekledik. Çünkü deneyimlerin aktarılmasının teknolojik altyapısı bir yana bunu saklamak da önemli. Tabii formatlar değişiyor, fotoğraflar taranmadıysa artık kayboluyor dijitale dönüşmesi gerekiyor. Benzer şekilde 200 yıl içerisinde video kaydı yapılan bu deneyimlerin dönüştürülmesi gerekecek. Vakfında tek sorumluluğu ve görevi bu olacak. Kickstarter projesinde bir donanım ortaya koyduk insanlara kolay anlatabilmek için. Hedeflediğimiz fona ulaşılsaydı o donanımı da üretecektik ama şuanda sadece tanıtım için kullanmış olduk, yazılım ile devam ediyoruz. Android’de var şuanda iOS’da da yakında çıkacak. Şuan da devam eden şey, Dünyanın her yerinden kullanıcılar kullanmaya başladılar ve deneyimlerini kaydedip gönderiyorlar. Benim hedefim, bir soru sorduğunuzda mesela aşk nedir diye sorduğunuzda, Meksika’daki bir çiftçinin buna ne dediğini, Rusya’daki askerin ne dediğini, nasıl deneyimler elde ettiğini arka arkaya görebileceğiniz bir platform yapmak. Dolayısıyla insanlığın ortak bir aklı oluşacak. Biraz iddialı bir hedef ama başladık küçük küçük. Yabancı kullanıcılarımız var ve bu deneyimler gelmeye başladı.

Kickstarter’ın Yourbot’a katkısı ne oldu?

Kickstarter bir hikâye değeri katabiliyor. Türkiye’de özellikle Türkiye’den bir fikir çıktı ve Kickstarter projesi yapmışlar diye çok haber oluyor. Ama yurt dışında tam tersi etkisi olduğunu gördük. O kadar çok kickstarter projesiyle yaklaşılmış ki basın artık buna çok yer vermek istemiyor. Ama yine de biz fikir ilginç olduğu için 13 ülkeden sosyal medya takip aracımıza göre 3 milyon kişiye ulaştık. İspanyolca, İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Rusça, bilmediğim Latin alfabesi kullanmadığı için hangi dil olduğunu bilmediğim sonra Etiyopya da bir blog olduğunu öğrendiğim yazılarla karşılaştım, bu çok mutluluk verici. Bunun Kickstarter sayesinde olduğunu düşünüyor. Yoksa herhangi bir şirket bir mobil uygulama çıkartının haber değeri çok daha düşük, milyonlarca uygulama olduğu için. Aslında orada biz kaldıraç olarak kullandık Kickstarter’ı.

Bir girişimci olarak en büyük hayaliniz ne?

O hayal her sene değişiyor. Hatta 6 ayda bir güncellendiği de oluyor. Şimdi son bir yıldır denediğim bir şey var, bunu medium.com’daki bir yazıda paylaştım. Hedeflediğim şeyleri yazıyorum. Aslında NLP adı altında sürekli ele alınan, bazılarının kabul ettiği bazılarının etmediği bir bilim dalı. Potaya bir top atıyorsanız gözünüzde önce o topun potaya girdiğini mutlaka canlandırırsınız. Bu hedefi yazmakta biraz ona benziyor. Hedefler var soyut olarak şu olsa, bu olsa, bir yere varsam, zengin olsam gibi soyut hedefler var bir de o top oradan girecek diye bir an gözünüzün önünde görselleştirdiğiniz bunun karşılığında şunu başarmış olacağım diye kağıda yazdığınız hedefler var. O yazmanın işe yaradığını gördüm. Buraya gelmek bunlardan biriydi. YourBot ile ilgili bir hedefim vardı. Yourbot’u henüz duyurmadan ben Twitter’da Google’ın YourBot’u satın aldığına dair bir haber tweetledim, TechCrunch manşeti olarak, sahte bir haber aslında. Temmuz da yaptım bunu ve sonra projeyi duyurduk ve eylülde Google’dan bir mail aldım. YourBot’u duyduk, ilgileniyoruz biz satın alma ve birleşme kısmında özel bir ekibiz sizinle görüşmek istiyoruz diye. Bu aslında yazmanın işe yarayabildiğini gösteriyor. Nasıl olduğuna dair hiçbir açıklamam yok bilmiyorum. Uzay zamanını kendime doğru bükmüş mü oldum acaba? Ama anlatacak bir hikayem var buna dair. Nasıl olduğunu sormayım ama hedef olarak bir sonraki senelerin hedefini bu şekilde belirleyip sona ulaşmaya çalışıyorum.

YourBot ya da Botego hayalinizdeki iş mi?

Değil aslında. Benim sevdiğim şey hikaye anlatmak. Bu yazarak olabilir. Hikaye anlatmak kısmı YourBot’a uyuyor ve bu biraz daha tutku haline dönüştü. Botego artık oturmuş bir iş olarak devam ediyor. Satış, müşteriler bir süreklilik arz ettiği için ben biraz daha hayalime yakın olan bir şeye odaklanabilmiş oldum. Hikaye anlatmak derken, merak ediyorum yeni bir kullanıcı gelip deneyimini anlattığında ben her gün onu bizim kontrol panelimizde gördüğümde heyecan duyuyorum.

Ne zamandır New York’ta yaşıyorsunuz? Neden New York?

Şirketi 2012’de kurduk, o zamandan beri sürekli gidip geliyorum ama 5-6 ay oldu fiilen buraya gelip başına geçeli. New York, İstanbul’da yaşayan biri için adapte olması daha kolay bir şehir sürekli bir hareketlilik var. Amerika’nın finansal merkezi çok fazla para dönüyor. Silikon vadisinden farklı olarak, orada daha fazla yatırım ve para var ama hedefler çok daha uzun vadeli. O paranın sahipleri sizden kısa sürede sonuç elde etmenizi beklemiyor. Burada ben daha sonuç odaklı olduğum ve biran önce bir şeyler üretmek istediğim için o atmosfer ve psikoloji burada var. Sokakta bile görüyorsunuz sabah işe gelme saatinde bir turist yolda yavaş yürüyorsa, kaldırımı işgal ediyorsa arkasındakiler sinirlenir biran önce işlerine varmak istemektedirler çünkü. O tempo bana daha çok uyuyor.

Yeniden başlasanız neyi farklı yapardınız?

Şimdiki aklımla başlayacak olsam çok karlı olurdu. Ama öyle olmayacaksa da zaten her şeyi tekrar tekrar yaşamam gerekirdi. Neyiniz eksikse, hangi konuda eksileriniz varsa onları hayat size zor yoldan öğretiyor. Ya bu zaman kaybı oluyor, ya para kaybı oluyor, ya da ilişkiler oluyor. Dolayısıyla aslında şey demenin hiç anlamı yok aslında, sürekli bir takım yol ayrımlarına geliyoruz hayatta birini seçiyoruz ve diğerine gitseydim ne olurdu demenin anlamı yok çünkü bu yol ayrımları sonsuz tane olabilir. Ben bir şey değiştirmeden aynı şeyleri tekrar yaşardım diye tahmin ediyorum.

Hiç başarısız olduğunuzu düşündüğünüz an oldu mu?

Çok oldu böyle şeyler maddi olarak da oldu. Gereğini yapmanız gerekiyor sadece, bir noktaya geldiniz ve baktınız çıkış noktası olmuyor orada sürekli kalacak haliniz yok ve hayat devam ediyor, üretmeniz gerekiyor çok somut olarak paranız bitiyorsa devlet desteklerinden faydalanacaksınız yatırımcı arayacaksınız. Ürününüz satmıyorsa neden satmadığını belki satmaya çalıştığınız insanlara sorup nasıl olsaydı senin için ilginç olurdu diye soracaksınız. Bunları yapmaya çalıştım ben de. Hayat bir yazılım olsaydı bunu görmenizi sağlayacak araçlar var sitenize koyuyorsunuz müşteri nereden nereye gitmiş görebiliyorsunuz ama gerçek hayatta böyle bir şey yok. Deneyimli insanlardan fikir almak gerekiyor. Mümkün olduğunca okumak çok vizyon geliştirici. Başarılı girişimcileri sürekli izlediğinizde, ben çok fazla y-combinator’un videolarını izliyorum mesela oradan ister istemez bir altyapı ediniyorsunuz ve farkında olmadan onun üzerine kurduğunuz bir vizyon sahibi oluyorsunuz, şu kişi olsaydı ne yapardı diye bakmak olarak düşünebiliriz bunu.

Para Kazanmak için mi girişimci oldunuz?

Araştırmalar var 3 milyon dolar ile 13 milyon dolar arasındaki para miktarının insana tattırdığı tatmin aynıymış. Tabii 0 ile 3 milyon arasında da çok fark var ama… Bunu bildiğinizde en azından paranın her şey olmadığını bilerek yola çıkabiliyorsanız. Bir hırsınız varsa ve bir şeyi hayata geçirmek istiyorsanız, para sadece sizin için onu bir an önce yapmanın aracı haline geliyor ve insanların talep ettiği bir şeyi bulduysanız da, para başta az sonra daha çok olmak üzere geliyor. Ama sadece paraya odaklanırsanız, kendi çıkarınız için çalışmış oluyorsunuz. Ben insanlara ne katarım diye düşünmenin getirdiği sonuç bambaşka. Çünkü size para verecek kişiler onlarsa onları mutlu etmeniz gerekiyor kendi mutluluğunuzu düşünürseniz birinden sadece para istemek gibi oluyor, bana para verin ki ben para kazanmak hedefime ulaşayım demiş gibi oluyorsunuz o gerçekçi değil. Biraz soyut ama insanların değer verdiği bir şey üretmeniz gerekiyor maalesef başka yolu yok para kazanmanın.

Bir girişimi hayata geçirmek için sermayenin önemi nedir?

Neyse ki çok azalıyor sermayenin önemi. Kauffman vakfının bir araştırmasına göre Amerika’da bir iş başlatmak için gereken minimum miktar 30 bin dolar. Ama bu teknoloji girişimleri için değil bir dükkan açmak için ve genel olarak küçük bir işyeri kurmak için gereken para. Bizim durumumuzda çok daha düşük. Hosting’e para vermiyorsunuz, yazılımı eğer outsource edecekseniz freelancer.com gibi çok düşük fiyatlara uzak doğuda yaptırabildiğiniz yerler var. Onun için insanların bir an önce fatura kesmeye başlamasını ve bunu kendine hedef olarak koymasını tavsiye ediyorum. Yatırım aramak zor ve uzun süren bir iş ve çok düşük oranda başarı sağlıyorsunuz ilk başlarda. O yüzden kendi ayaklarınız üzerinde durup biraz daha pazarlık gücünüzün artığı zaman başka kaynaklara yönelmek gerekiyor.

Sizce bir girişim ne zaman yatırım almalı?

En iyi nokta yatırımcının size gelip burada çok iyi bir iş görüyorum diyerek gelmesi. Bu baya dünya çapında seyrek gerçekleşen bir durum. Eğer henüz maddi olarak gelir yaratmadıysanız bunu yarattığınıza ikna etmeniz gerekiyor. Buda sözle yapılacak bir şey değil sunum ile yapılabilir ancak. O yüzden bir takım rakamlar üretmeniz gerekiyor. 1000 kişiye ulaşacağım diyorsanız ilk hedefiniz 100 olmalı ve 100’den 1000’e ne kadar zamanda çıktınız bunu somut olarak gösterebilmeniz gerekiyor ki daha çok para edecek noktaya 10000 kişiye ne zaman geleceğinizi az çok kestirebiliyor olsun yatırımcı.

Hiç yatırım aldınız mı?

Evet. Biz geçen şubat ayında Sestek’den yatırım aldık. Aslında stratejik ortaklık gibi oldu. İki şirketin ürünleri paralel ve yurt dışı vizyonu olan şirketlerdik. O büyük abi olarak bizi destekledi ve yurt dışına birlikte ürün satıyoruz. Bir Venture Capital’ın yatırdığı para gibi değil. Zaten birlikte ortak iş yapıyorduk şimdi New York Ofisi aracılığıyla Kuzey Amerika’ya ve Avrupa’ya da satışımız söz konusu. Çok tipik bir yatırım olmasa da geçtiğimiz yıl aldığımız bir yatırım var.

Yatırımcıyı nasıl ikna ettiniz?

Zaten önceden iş ilişkimiz olduğu için nasıl bir şirket olduğumuzu ve ne ürettiğimizi biliyorlardı. Ben o maili saklıyorum : “Serdar bize yatırım yapsanıza” cümlesiyle başlayan bir mail var. 2-3 mail sonra toplantılara dönüştü ve ilk mailden 6 ay sonra ortaklığımızı duyurmuş olduk. Çok tipik bir hikaye değil, Osman Bey bize yatırım yapsanıza diye bir mail atsanız cevap alamayabilirsiniz. Dediğim gibi önce pazarlık gücünüzü biraz artıracak noktaya gelmek lazım, biz yatırım aldığımızda şirketin 7. senesiydi. Ondan önce paraya ihtiyaç duyduğumda Kosgeb ve Teydeb’in çok katkısını gördük. Ben sürekli yazılarında ondan bahsetmeye çalışıyorum. Bizim vergilerimizle oluşturulan fonlar bunlar mutlaka bir ar-ge yapıyorsanız karşılığını alabileceğiniz fonlar var bunlarla uğraşmak gerekiyor.

Yatırım aldıktan sonra şirketinizde neler değişti?

Çok şey değişmedi. Sadece vizyonumuzu genişletmiş olduk. Buradaki ofis işin içerisine yeni bir zaman dilimi kattı. Şuanda Avrupa’da müşterilerimiz var ve İstanbul ile New York arasında saat ayarlayarak toplantı yapıyoruz. Burada bulunmadan buraya bir şey satmak çok gerçekçi değil. En basit olarak fiziksel olarak telefon açmaktan, toplantı yapmak gerektiğinde oraya gidip toplantı odasında bulunmaya kadar. Aslında basit gibi görünüyor Skype ya da mail ile de yapılır deniyor ama öyle değil. İş yapmak istediğinizde biriyle el sıkışmanız gerekiyor. Parasını istediğiniz kişinin size güvenmesi gerekiyor. Getirdiği şey bu vizyon genişlemesi oldu aslında.

Melek Yatırımcı yönünüz var mı?

O bambaşka bir şey ve o konuda bir iddiam olmayacak. Ben yatırımcıyım demeyeceğim kendime. 2 sebebi var. Birincisi bu apayrı bir iş mesai gerektiren bir iş ve ikincisi gerçekten başka nitelikler gerektiriyor. Başkasının fonunu yönetmiyorsanız çok düşük oranda başarılı olacağı için kim ileride başarılı olabilir bunu görmeye dair bir bakış açısı gerektiriyor bu özel bir yetenek bence. O yüzden ben muhtemelen sürekli girişimci olarak kalacağım.

Sizce cebinde parası olan herkes yatırımcı olabilir mi?

İşte bu yüzden olmaz ve olamadığını da görüyoruz. Parası olan birini ikna etmek, değerli bir şey üretiyorsanız sizi mutlu etmemeli. O değeri üreten sizsiniz, o para bankadan da bulunur. Smart Money denen şeyde Türkiye’de pek yok bence, ya da çok az sayıda vardır size gerçekten birikim, network ve mentörlüğüyle destek olacak yatırımcı ismi sayamıyorum Türkiye’den maalesef. Dolayısıyla olmamalı, olduğunda da o insanlar sadece paralarını harcıyorlar, harcayacak paraları var. Yatırım yaptıkları insanları da uzun vadeli bir destek yoksa sadece bazen gereksiz projelerle vakit kaybetmesine yol açıyorlar. Amerika ile Türkiye arasında çok büyük farklar var.

Türkiye sizce teknoloji yatırımı yapılası bir ülke mi?

İsrail ve Amerika’yı gördükten sonra çok iyimser konuşamıyorum. Bireysel olarak çok başarılı şirketler var ama onlar zaten kimsenin desteğine ihtiyaç duymadan bir noktaya gelmiş ve sonra yatırım şirketlerini çekmiş girişimler. Kendini kanıtlamak gerekiyor bunu yapanlar zaten yatırım gerekmeden bu noktaya gelmiş olanlar. Ar-ge çok uzun vadeli bir şey ve bir boşluk bulup onu doldurmak ya da bir şeyi değiştirmek. Buradaki uber’in yaptığı gibi taksiciliği değiştirmek, ulaşımı değiştirmek Türkiye’de pek çok sebeple kolay yapılabilen şeyler değil; mevzuat, hukuk, yatırım gibi pek çok engel var. O yüzden ben yatırım şirketi olsaydım daha inovatif ülkelere bakardım maalesef.

Girişimci olmak özel hayatınızı ne kadar etkiliyor?

Özellikle çocuk sahibi olduktan sonra 24 saatin yetmemesini daha çok yaşamaya başladım. Çalışma sadece oturup bilgisayar başında klavyeye dokunmakla olmuyor. Proje üretiyor, düşünüyorsunuz. O düşünme aslında uyanık olduğum her zaman diyebilirim. Bebeğimle ilgilenirken aklıma bir şey gelirse onu bıraktıktan sonra notlar almaya başlıyorum. Fiili olarak 10 saat çalışıyorum diyebilirim ama uyanık olduğum her zaman hemen hemen, eğer başka bir etkinliğe odaklanmamışsam aklımda iş fikirleri var.

Sizce herkes girişimci olabilir mi?

Herkes denemeli, çünkü sizde girişimciliğin gerektirdiği yetenek seti var mı yok mu denemeden göremeyebilirsiniz. Burada ailelerin insanlara kattığı bir yaklaşım biçimi var güvenceden yana olmak gibi. Ama aslında sizin içinizde bir girişimci vardır ve onu açığa çıkartmak için denemek gerekiyor. Yaptığınız iş sizi ne kadar mutlu ediyor ve ona ne kadar kendinizden vermeye hazırsınız bunu deneyerek görmek lazım. Herkes girişimci olamaya bilir, ama herkesin denemesi gerekir dememin sebebi içinde girişimcilik öğeleri barındıran birinin ömür boyu başkası için çalışması büyük kayıp. Orada çok daha fazla üretilecek değer varken onu hayata geçirmemiş olmak dünya açısından bir kayıp. O yüzden deneyip görmekte fayda var.

Türkiye’deki girişimcilere tavsiyeleriniz neler?

Öyle hap yapılıp yutulacak şeyler yok, aslında pek çoğuna değinmiş olduk. Ben aklıma gelenleri yazmaya çalışıyorum, kendi öğrendiklerimi. Aslında bu işin öğretmenliği yok sadece kendiniz bu işe yıllar verdikçe öğrendiklerinizle bunu paylaşarak değer üretebiliyorsunuz, onlar da sizin hatalarınızdan gelen şeyler. Ben bu hatayı yaptım ve bunu öğrendim umarım başkaları yapmaz deme isteği duyuyorsunuz. Benim önerim bloğumu takip etmeleri olabilir. Ben öğrendikçe bunları yazmaya devam edeceğim, şimdi gerçi baya ihmal ettim medium.com’da daha geniş bir kitleye ulaştığımı fark edince orda yazmaya başladım. Çok fazla konu başlığı var ve hepsinde ayrı bir şey söylenebilir o yüzden ben aklıma geldikçe not alıyorum.

Yorumlar

  • Gizemli
    22 Ocak, 2015 at 00:16

    Degerli bilgilerinizi paylaştığınız için tesekkürler…okurken gercekten cok şey öğrenip zevk aldım 🙂

  • Emre
    24 Ocak, 2015 at 15:34

    İnternet girişimciliğine dair gayet faydalı bir söyleşi olmuş. Teşekkürler.

  • Ercüment
    26 Ocak, 2015 at 16:55

    Öğretici bir o kadarda yol gösteren bir söyleşi olmuş. Sizi heyecanla ve ve bir o kadar da dikkatli bir şekilde takip ediyorum. Emeği geçen herkese çok teşekkürler.

chat
Yorum Ekle