Melih_Abdulhayoglu

Dünyanın en büyük internet güvenlik şirketlerinden Comodo‘nun kurucusu Melih Abdulhayoğlu ile  Comodo New Jersey ofisinde “Comodo ve girişimcilik” üzerine harika bir röportaj gerçekleştirdik. Söyleşimizde Comodo’nun kuruluş hikayesini, Melih Abdulhayoğlu’nun girişimcilik tecrübelerini ve girişimcilere özel tavsiyelerini bulabilirsiniz. Şimdi arkanıza yaslanın ve bu keyifli söyleşimizi izleyin…

Melih kimdir? Comodo Ne yapar?

Melih, 1968’de doğmuş bir çocuktu ve hala  da çocuktur. Elektronik ile uğraşan, 9 yaşında ilk devresini yapan; tabi icat etmemiş; bakarak, kopya ederek yapan, elektroniği her zaman için kendine bir hobi olarak kullanan bir çocuktu. Melih, şimdi evli ve 3 çocuğu var; iki oğlu ve bir kızı var, Melih budur. Comodo kimdir? Comodo dünya çapında milyonlarca kişinin kullandığı, güvenlik verdiği bir kurumdur. 750 binin üzerinde şirketin kullandığı bir kurumdur. Dünya çapında hep güvenlik verir. Comodo, güvenlik verir; hem insanlara hem şirketlere.

Kendi girişiminizi kurmaya nasıl karar verdiniz? İlk girişiminiz Comodo mu?

Hayır, daha önce yine güvenlik alanında uğraşıyordum. Neden bilmiyorum ama her zaman için ben güvenlik alanına girmek istedim. Küçüklükten beri ben herkesi korumak, ihtiyacı olma isteği duyardım, nereden geliyor bilmiyorum. Her zaman için herkesi koruyup yardım etmek ihtiyacı vardı kendimde ve 1990’larda mezun olduktan sonra internet yavaş yavaş çıkmaya başladı. Düşündüm, neden insanoğlu at sırtında binlerce yıl geçirdi de, at sırtından uçağa 100 yılda geçti. Bu geçişin sebebi nedir diye düşündüm o sebebin 1453 yılında kurulan Gutenberg matbaası olduğunun farkına vardım. Matbaa olmadan önce biz bilgiyi paylaşamıyorduk. Matbaa sonrasında biz bilgiyi paylaşmaya ve saklamaya sahip olduk. Bu sanayi devrimini yarattı. Nasıl matbaa bir devrim yarattı, internet de bu devrimi yaratacaktı ve bunun korunması gerekiyordu. Onun için bu koruma görevini ben kendime üstlendim.

Comodo’yu kurma fikri nasıl gelişti?

Şirket ikinci planda, ilk başta insanları nasıl koruyacağımı düşündüm; ondan sonra bunu nasıl yapabilirim diye düşündüm ve o zaman şirket işin içine girdi. Eğer yola ben şirket kuracağım diye çıkarsanız olmaz. Bir problemi çözmeniz lazım, ondan sonra bunu insanlara nasıl vereceksiniz; şirket bir araç olur buna.

Comodo’yu kurarken ne kadar sermayeniz vardı?

Sıfır…  İlk yıllarda benim hanım bizim evde para kazanırdı. Bende hiç para yoktu ve onun sayesinde ben oturdum da istediklerimi yaptım. Tanıdığım bir arkadaşım vardı, yatırım yaptı bize ve onun verdiği yatırımla aldık şirketi 8 ayda operasyonel kara geçer hale getirdik.

Yatırımcıya fikrinizi nasıl anlattınız? Size mi yoksa fikrinize mi güvendi?

Her zaman için güven insanlaradır, hiçbir şekilde şirketlere değildir. Tabi ki bana güvendi ki o parayı verdi. Benim vizyonuma, benim yapabileceğime güvendi ki o parayı koydu. Ve haklıydı da; çok da iyi para yaptı.

Yatırımcının Comoda’da görevi ne oldu?

Yatırımcının görevi sadece paraydı. Her şeyi ben yapmak zorunda kaldım. Satış, pazarlama öğrendik, operasyon öğrendik. Her şeyi öğrene öğrene yaptık. Bazı şirketler vardır, venture capital’lar vardır, getirirler takımlarını kurarlar; bazı melek yatırımcılar vardır, bunlar sadece getirip para koyarlar. Benimki de para koydu ve ben her şeyi kendim öğrenip yapmak zorunda kaldım.

Comodo’da hiç umutsuzluğa kapıldığınız an oldu mu? Kapatıp gitmek istediniz mi?

Her zaman için problemler vardır, her zaman için kendi psikolojilerinize göre durumlar vardır. Kapıyı kapatmak değil de, çünkü kapı kapatılacak bir şirket değil Comodo; ama satayım da gidip başka bir şey yapayım gibi düşüncelerim oldu. Ama onlar hep çok kısa süreli düşüncelerdi, ondan sonra mantıklı düşününce problemleri aştık ve devam ettik.

Comodo’nun Türkiye planlarından bahseder misiniz? Türkiye neden önemli?

Türkiye benim için önemli. Comodo şirketi olarak Türkiye çok ufak bir pazar. Melih için Türkiye çok önemli, çünkü Melih bir Türk. Ben Türkiye’de dünya çapında satılabilen teknoloji yaratmak istiyorum. Niye? Bencilliğimden dolayı. Çünkü ben bir Türk olarak, Türk’lerin teknolojiyle bağdaştırılmasını istiyorum. Ben türküm ve ben teknolojistim dediğimde beni anlamalarını istiyorum. Türkiye’de bu olmuyor.  Biz Türkiye’de ARGE sistemlerini yaratarak Türkiye’den teknoloji çıkartacağız. İlk 16 ayda Ankara’daki 150 kişilik mühendislik ekibimizle Türkiye’de hem 16 patent başvurusu yaptık ve Türkiye’den dünya çapında satılacak ürün çıkarttık.  bu ürünün adı “Korugan”. Türk ismiyle dünya çapında şirketleri koruyacak. Türkiye’den dünya çapında teknoloji satacağız,  amacım bu benim.

Size göre Türkiye teknoloji yatırımı yapılası bir ülke mi?

Muhakkak. Hani Türkiye 80 milyonluk bir nüfusla çok güzel halkıyla çok rahat bir şekilde teknoloji yaratacak bir ülkedir. Problem Türkiye’de zeka değil, para değil, problem ekosistemin olmamasıdır. Türkiye’de paramız da var mühendislerimiz de var. Biz para veriyoruz mühendislerimize bize teknoloji yapsınlar diye ama dünya çapında satılacak bir teknolojiye dönmuyor, prototip mezarına dönuyor. Bunun sebebi bizim mühendislerimizin kötü olması veya paramız olmaması değil. Bu problem ekosistem problemi. Bir üçgen vardır. Endüstri, akademik ve hükümet üçgeni. Bu üçgenin kurulması lazım ki Türkiye’den teknoloji çıksın. Bakarsanız Güney Kore’de Samsung, hükümet ve üniversitelerle çok iyi çalışıyor. Amerika’da Boeing’e bakarsanız, hem hükümet hem üniversitelerle çalışıyor. O ekosistemin yaratılması lazım. Türkiye’de bizim çocuklarımız maalesef üniversiteye gider gitmez hemen siyasete atılırlar. Böyle bir kavram yok teknoloji ülkelerinde. Teknoloji ülkelerindeki çocuklar gidip nasıl teknoloji yaratıp nasıl şirket kurarız diye uğraşıyor. Bunu yapabilmek lazım Türkiye’de.

Farklı alanları yatırım yapmayı düşünüyor musunuz? Yoksa önceliğiniz internet güvenliği mi?

Her zaman için internet güvenliğidir ama başka alanlar da vardır. Mesela “home otomation” güzel bir alan. Home otomation’da oynamak isterim sırf hobi için. Öyle bir şirketim var, onu piyasaya çıkartacağız inşallah gelecek yıl. Öyle teknolojilerle oynamak isterim hobi olarak.

Bu alanlarda projesi olan girişimciler size gelmeli mi?

Muhakkak. Her zaman için teknolojiyle uğraşan, benim alanımda teknolojiyle uğraşan herkesi görmek isterim ve yardım etmek isterim. Tabii 24 saat yardım edemem ama edebildiğim kadar yardım etmek isterim.

Para kazanmak için mi girişimci oldunuz?

Hiçbir şekilde işe ben para yapacağım diye başlama, o şekilde başladığında odağı kaybediyorsun. Benim tek yapmak istediğim interneti korumaktı. Ben  internet insanoğluna yardım edecek ve insanoğlunun gelecek devrimine sebep olacak diye düşünüyordum ve birinin bunu koruması lazım diyordum ve ben onu yapmak istiyordum. Para, eğer iyi bir şey yaparsan otomatik olarak gelir. Parayı hiç düşünme, yeter ki sen kendi sevdiğin bir şeyi iyi bir şekilde yap; para her zaman için gelir.

Bir girişimi kurarken sermayenin önemi nedir?

Yaptığınız olaylara bağlı, mesela bir araba fabrikası kurmak istiyorsanız tabi ki sermaye lazım. Bazı endüstriler vardır girişe engel sıfırdır. Mesela yazılım. Yazılımda herkesin bir bilgisayarı var yazılım yaparsın. Yok, bir araba fabrikası kurmak istiyorsan 1 milyar dolarlık yatırım yapman lazım. Şuan geleceğimiz için en önemli endüstrilerden biri yazılımdır. Yazılıma girmek için engel sıfırdır. Herkes bir bilgisayar ile yazılımcı olabilir. Bakarsanız Hindistan aynı şekilde bunu kullanarak çok büyük bir yazılım endüstrisi yarattı. Niye? Çünkü onların zamanında paraları yoktu ki gidip bir araba fabrikası açsınlar, ne yaptılar; gittiler yazılım şirketleri kurdular. Yazılım bir örnek, başka endüstriler de vardır sermaye olarak giriş engeli sıfır olan. Onlara odaklanırsak sermayesiz girebiliriz.

Sizce herkes girişimci olabilir mi?

Neden olmasın? Ben neden olmasını cevaplayamıyorum; onun için evet olabilir diyorum.

Sizce girişimci tek bir projeyle mi yoksa birkaç projeyle mi yola çıkmalı?

Focus çok önemli, bir çocuğun mu var 100 çocuğun mu var? 100 çocuğun varsa hangisine yemek vereceksin, hangisine zaman ayıracaksın. 1 çocuğa bütün zamanını ayırabilirsin ama 100 çocuğun varsa hangisini gidip öpeceksin, zaman yok. O zaman ne olacak? Bazı çocuklar ana baba sevgisi alamayacak. Bu örneğe dayanarak bakarsak bir iş çocuk gibidir, her zaman için bir işe odaklanacaksınız, onu bir dereceye getireceksiniz. Yani bebek bırakmayıp gençlik zamanına getireceksiniz, ondan sonra başka projeye geçebilirsiniz. Yoksa 1 bebek varken 5 tane daha bebek alırsanız o zaman zorlanırsınız.

Sizce bir girişim ne zaman yatırım almalı?

Hangi endüstride olduğunuza bağlıdır. Mesela yazılım endüstrisinde satış ve pazarlama için alınabilir. Siz bir teknoloji yaratabilirsiniz, ama sizin limitleriniz teknoloji yaratma limitleridir; satış ve pazarlama yapamıyorsunuzdur. Bunun için yatırım almak olabilir mesela.

Türkiye’deki girişimcilere tavsiyeniz nedir?

Özellikle Türkiye’deki girişimcilere tavsiyem şudur. Hiçbir yerde hiç kimse kimseden iyi değildir. Kim ne yapıyorsa biz de yapabiliriz. Bu iç güvenin olması lazım ve bizim kafamızda hiçbir engel olmadan, istediğimiz her şeye girmemiz lazım. Bu öz güveni yaratıp bütün girişimcilerimiz hiçbir şekilde çekinmeden hem Türkiye’de, hem Avrupa’da, hem de  dünya çapında işlere girmeleri lazım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir