Sarper Kocabıyık

Fotoğraf içi reklam platformu PopMarker’ın kurucularından Sarper Kocabıyık ile Newyork’ta girişimcilik serüveni üzerine çok samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Girişimci olan ya da girişimci olmak isteyen herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bu söyleşimizi sakın kaçırmayın! İyi seyirler…


Kısaca Sarper kimdir?

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. Bir memur çocuğu olarak dünyaya geldim; evimize giren çıkan para belliydi. Bu da aslında büyük bir dezavantajdı. Belki bir esnaf çocuğu olarak dünyaya gelmiş olsaydım; girişimcilik açısından çok farklı yerlere gidebilirdi. Sabit bir para, güvenli bir parayla yaşama başladım. İyi bir öğrenciydim. Ankara’da ODTU’yü bitirdikten sonra New York’a yerleştim. Ufak bir çantacıda işe başladım. Aslında en büyük girişim buydu. New York gelip başka bir hayata başlamak büyük bir riskti ve ilk riskimi aslında burada aldım. Girişimciliğin en önemli yanı risk alabilmek, ilk aldığım risk bu oldu. Elimi kolumu sallayarak geldim New York’a. Önce çantaları satabilmek için uğraştım, yıl 1999’du; o zaman Amerika’daki insanlar bile çok muhafazakardı ve patron internet üzerinden çanta satışının olmayacağını söylemişti ama yüzde 15’ini verin ve ben başlayayım dedim. O şekilde çalışmaya başladım. 2 ay sonra çanta satışları dükkanın satışlarından çok çok fazla olmaya başladı ve vize sponsorum oldular ve New York’ta yaşamaya karar verdim. 15 yıldır da buradayım.
Open source ve e-commerce source’lar ile çalışıyordum. Bu alanda bazı problemler ve açıklar keşfettim. Matematikçiyim aslında ama software development hep ilgimi çekiyordu. Başladım çalışmaya,  ilk olarak da Java ile başladım, kendi başıma daha iyi öğrenebildiğimi fark ettim. İnsan istediği anda istediği her şeyi öğrenebilir; elimizdeki teknoloji bunun için gayet verimli. Elimizde dünyanın en büyük kütüphanesi var: Google. İstediğiniz her şeyi, her an her saniye öğrenebileceğimiz bir durumumuz var. Ben de otobüste, trende ilk programlama dilimi öğrendim: PHP’di. ASP ve Java’ya başlamıştım zaten. Yavaş yavaş ilerledi ve open source’u kendi e-commerce sistemim haline getirip başka e-commerce sistemlerini paketleyip satmaya başladım. İlk software şirketimi o şekilde kurdum. Şu anda Amerika’da 70-75 kadar şirket benim şirketimin software’lerini kullanıyor.
Sonra kimsenin yapmak istemediği bazı işler vardı; zor olan. Pepsi, Sony, KIA gibi değişik şirketlerde çalıştıktan sonra StyleCaster’da CTO’luk yaptım, StatDash’de Lead Development yaptım, orada ilginç bir Search Engine Optimizasyon aracı yazdık. Sonrasında Shutterfly’da çalışmaya başladım ve geçen Kasım ayında artık benim kendi işimi kendim yapmam lazım dedim ve tamamen PopMarker üzerine yoğunlaştık ve şimdi buradayız.

PopMarker nedir? Ne yapar?

PopMarker, Bir resim etiketleme ve reklam platformudur. Biz resmin içerisindeki objeleri tanımlarız ve bu objelerin üzerine kelimeler yerleştiririz. Bu resim işleme teknolojisiyle yapılır.
Bu yazılımın 3 yıldır üzerinde çalışıyoruz ve Türkiye bizim için ilginçti.  Yazılım tamamen Türkiye’de yapıldı ve Türk mühendislerinin başarısıdır.  Hep beraber özellikle ODTU’deki arkadaşlarla böyle bir sistemi hayata geçirdik ve satışına da ilk Türkiye’de başladık. Türkiye  ilk test marketimiz olduğu için çok önemli. Büyük markalarla çalışmaya başladık, Wolksvagen, THY, Tchibo özellikle Doğan Holding ve Medya Net ile çalışmalarımız bizi baya ilerletti.

Neden NewYork? Türkiye’den yürütülemez mi?

Türkiye’den yürütülebilir tabii ki. Mesele nerede olduğunuz değil, dünyaya nasıl baktığınız ile alakalı. Amerika’da yaşamanın en büyük özelliği perspektifinizi, yelpazenizi büyütebilmeniz. Türkiye’den baktığınızla buradan baktığınız arasında çok büyük bir fark var. Burada bize sağlanan dünyanın bütün olanakları. Türkiye’de bu çok kısıtlı.
Nedir bunun esas mantığı? Fırsat. Amerika fırsatlar ülkesi ve New York’un da bu fırsatları bize verebiliyor olması… Şu anda dünyanın en büyük reklam şirketlerinden bir tanesinin Summit’i var ve onun önünde konuşuyoruz sizinle. Bu Türkiye’de bize çok az nasip olurdu,  bir araya getirmeniz böyle bir organizasyonun içerisinde olmamız. Yani bunun için Amerika.

Başlangıçta PopMarker’da sizin göreviniz ne oldu?

Bu tür startuplarda görev mörev yok. Herkes herşeyi yapar. Co-founder bir şirketin herşeyidir. Ne yapılması gerekirse…  Ben Websitesi de geliştiririm, press release de hazırlarım, gerekirse atlar giderim, kendim tanıtım yaparım, satış yaparım. Her şeyi yapmak zorundasınızdır. Bu girişim sizinse, o sizin yavrunuzdur, çocuğunuzdur ve o çocuğu büyütmek için herkes her şeyi yapar.

Şirketler neden Popmarker’ı tercih etmeli?

Birincisi şu anda bu alanda markette olan tek SaaS’iz. Publisher’ların bizimle çalışması onlar için büyük bir avantaj. Bir de zaten şu anda bu işi yapabilen çok az şirket var ve bizim patentimiz var bu konuda, şu an beklemede ama çok yakın bir zamanda yayınlanacak.
O yüzden beklentimiz ve yapmaya çalıştığımız farkındalık yaratmak ve bizimle çalışmalarını sağlamak.

Popmarker hiç yatırım aldı mı?

Hayır tamamen bootstrapping, 3 yıldır cebimizden arkadaşlarımızla beraber geliştirdiğimiz bir şey. Şuana kadar bir yatırım almadık; ama şu sıralar yatırım için görüşmelerimiz var ve ilk paranın gelmesi için çalışmalarımız devam ediyor.

PopMarker’ı ne kadarlık bir sermaye ile kurdunuz?

Teknoloji şirketleri için sermayeye ihtiyacınız yok. Bir şey varsa kafanızda ve gerçekten bunu yapmak istiyorsanız; ya bunu kendiniz oturup yapacaksanız ya da çok az bir sermayeye ihtiyacınız varsa annenizden, babanızdan, dayınızdan, kimi bulursanız, sizi ilk teşvik edecek kişiden alacaksınız. Borç olarak… Yapmanız gereken bu. Borç olarak bununla başlayacaksınız ve bütün gücünüzle çalışıp bu borcu geri ödeyeceksiniz.

Bir girişimci olarak en büyük hayaliniz ne?

Dünyadaki en önemli şey mutlu olmak. Dünyadaki en önemli şey mutlu olmaksa, benim için de mutlu olmanın tek yolu üretmek. Ürettiğim ölçüde mutluysam daha çok üretip daha çok mutlu olmaya çalışıyorum. Bütün derdim, düzgün şekilde daha çok üretip daha çok mutlu olmak. Bunun tabi parasal karşılığı olur, olmaz bunlar apayrı şeyler ama esas benim için en önemli şey üretmek. Bunu da güzel ve doğru bir şekilde yaparsam benden daha mutlusu olmaz.

Paralelde yürüttüğünüz farklı işler var mı?

Farklı işler yok ama kafamda her zaman için bir düşünce var. O böyle bilgisayar virüsü gibi içeride RAM’den birazcık yiyerek yürüyor. Birkaç kitabı aynı anda okurum ama hepsini bitiririm. Bütün mesele ne kadar kararlı olduğunuzla alakalı.
İlk önce Popmarker’ı iyi bir yere getirmek istiyorum ama kafamda diğer projelerim de bir şekilde devam ediyor, hiçbir şekilde kağıda dökmedim ama kafamda baya sarsacak projelerim var.

Bir girişimci paralelde birkaç projeyi birlikte yürütebilir mi?

Yürütemez. Bir girişimci bir yöne kanalize olmak zorunda ve buraya kanalize olduktan sonra kimseyi dinlememesi lazım.  Başka hiçbir şekilde ne karısını, ne annesini ne babasını hiç kimseyi dinlemeyecek. Girişimcilikte en önemli şey, başarı ve başarısızlık ay anda, aynı saatte, aynı dakikada, aynı salisede… Bu ikisini birden aynı anda yaşayabilirsiniz ve kimseyi dinlemeyeceksiniz; inandığınız yolda yürümek zorundasınız ve bunun içinde gereken her şeyi yapacaksınız. Eğer sizi herhangi bir şekilde bu yoldan alı koymak isteyen başka düşünce ve projeler olmamalı. Bir projeye kanalize olup tamamen onun üzerine gitmeniz gerekiyor ve başka da kimseyi dinlememeniz gerekiyor.

Hiç başarısız olduğunuzu düşündüğünüz oldu mu?

Her saniye… Başarısızlık ve başarı çok ince bir katman, ikisi arasındaki geçişler bir saniye. Bununla baş etmek ve bunu göze almak büyük bir risk. Ben çok rahat, iyi bir şirkette ve iyi bir konumda çalışabilirdim; tam tersine bir risk alıp bunu başarmak için kendi adımı, kendi markamı koyup bunu başarmak için uğraşıyorum. Tabi ki başarı da, başarısızlık da olacak. Bu da kişinin ne kadar güçlü olduğuyla alakalı. Kendinizi güçlendirmek zorundasınız. Çünkü bununla başa çıkmak zorundasınız. Çıkamayacaksanız o zaman bu işe girmeyin.

Neden girişimci oldunuz?

Birincisi daha önce söylediğim gibi üretmek en önemli şey. Yeni bir şey üretmek… Ben hep bir matbaam olsun isterdim. Çünkü benim için design yaptığımda ve ürünü elime aldığımda onu koklamak ve hissetmek, bu benim ürünüm diyebileceğim bir hale getirmek, sonucu görmek çok önemliydi. Web siteleri de aynı şekilde. Bir araya getirmek, hem tasarımı, hem yazlımı bir araya getirip ürün olarak ortaya çıkartmak çok güzel bir şey. Ve bunun arkasına daha önce hiç sunulmayan başka bir teknolojiyi de koyunca, üretimim daha da büyüdü. Benim için bunu başarıya ulaştırmak bu üretimin en son noktası.

Sizce herkes girişimci olabilir mi?

Herkes girişimci olabilir ama daha önce söylediğim gibi; ancak stresi, sorumluluğu, riskleri göze alabilecek kişiler girişimci olabiliyor. Çünkü size “ya ne işin var, sen işine baksana, alacağın paraya baksana, ne için bunun için uğraşıyorsun” diyecek çok kişi olacak. Bunları duymamazlıktan gelmek gerekiyor. Hatta kimi zamanlar kendinizi bile duymamanız gerekecek zamanlar olacak. Kulağınızı kendinize bile kapatmanız gerekecek; çünkü kendiniz bile sizi engelleyebilirsiniz. Buna izin vermemeniz gerekiyor.

Girişimci olmak özel hayatınızı ne kadar etkiliyor?

15-16 saat çalıştığım oluyor. Burada en büyük problem tabi ki aile. Çocuklarıma, aileme ve eşime zaman ayırmak konusunda tabi ki problemler oluyor; ama onlar da alıştılar artık. Günün 8 saati telefon ya da Skype’dayım. Çocuklarım kapıyı çalıp giriyorlar, almaları gerekeni alıyorlar ya da telefondaysam veya sunum yapıyorsam bana kağıt gösteriyorlar. Onlar da alıştılar artık, bir şekilde bununla başa çıkmaya çalışıyoruz.

Yeniden başlıyor olsanız neyi farklı yapardınız?

Birincisi en büyük zorluk, bir business geçmişimim olmamasıydı, çünkü ben bir yazılımcıyım. Benim için geçen Kasım’dan beri en büyük öğrenme dönemi business idi. Eğer bir daha başlamış olsaydım heralde bir MBA yapardım, yani business ile alakalı bir şey okurdum üniversitede. Üniversitede okuyan arkadaşlara önerim, eğer böyle bir şey kafanızda varsa, business ile alakalı ek dersler almaya çalışın. Çünkü bu konuda kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Belli bir saatten sonra bunları tekrar öğrenmenin durumu çok daha farklı oluyor; buradan bunu tavsiye edebilirim.
İkincisi de çok uzak olduğum bir şey, onu da çok bilmiyordum. Bu işin belli ayakları var bir tanesi teknoloji, bir tanesi iş geliştirme. Bir tane daha çok önemli bir nokta var ki bunu öğrenmek de baya bir zaman alıyor. Doğru insanı çalıştırmak… Bütün girişimcilere en büyük önerilerimden bir tanesi; yararlanabileceğiniz bir sürü insan etrafınızda, fakat farkında değilsiniz. Bu insanlara çok yakın olun ve alabileceğinizin maximum’nu almaya çalışın. Bu işe alımda da, insanı çalıştırmakta da ya da ondan birşeyler öğrenmeyle de alakalı. Herkes Google’da bir şeyler arayabilir; ama siz doğru araştırmayı yapmak zorundasınız, doğru kişilerle.

Sizce bir girişimci ne zaman yatırım almalı?

Bu konu benim de çok öğrenmek istediğim bir konuydu. Çok küçük bir para için melek yatırımcılara gidiyorsunuz ama belli bir para için Venture Capital’lara gidiyorsunuz. Bu dönem nedir aslında? “Proof of concept” diye bir şey var. Sizin ürününüzün satılabilirliği yada marketi olduğu konusunda herhangi bir ispatınız varsa, yani bu ne olabilir; satış olabilir, iyi müşteriler olabilir… Bu dönemi geçtiyseniz yatırımcıya gidebilirsiniz. Ama yine söylüyorum, ilk yatırımcınız etrafınızda size güvenen, size inanan akrabalarınızın, eşlerinizin, dostlarınızın olması. Burada ilk başta proof of concept’e kadar gelen sürede öğrenmeniz gereken belli şeyler var. Buradaki en küçük para sizin için çok önemli; bunu da borç almak benim söyleyebileceğim en güzel şey olabilir.

Türkiye’deki girişimcilere tavsiyeleriniz neler?

Bizim hiçbir şeyimiz eksik değil. Herkes girişimci olabilir; yalnızca bakmayı öğrenmek, görmeyi öğrenmek ve etrafı iyi analiz etmek gerekiyor. Enerjiyi boşa harcamamak, zamanı boşa harcamamak en önemli şey.
15 yaşımdan beri sürekli yaptığım şey, her gece yatmadan önce : “Bugün ne öğrendim?” diye kendime sormak. Her gece uyumadan önce bugün ne öğrendiğini kendisine sorgulayabilen kişi aldığı cevapla rahat uyuyabiliyorsa, bence o kişi mutlu olacaktır. Hepimiz bunun için uğraşıyoruz.
Ya işini seveceksin, sevdiğin işini yapacaksın. İşini sevmiyorsan da girişimci olacaksın ve kendin yeni bir şey üreteceksin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir